www.Efkere.com

 

Efkere'nin Tarihi

Yıllar geçtikçe ve yeni kuşaklar eskilerin yerini aldıkça, atalarımızın köyleri hakkındaki ortak bilgimiz yavaşça yitip gitmektedir. En içten umudum bu web sitesinin İç Anadolu'da, Türkiye'de bir köy olan Efkere hakkındaki bilgilerin paylaşılabildiği bir ortam olabilmesidir.

Bu web sitesinde sunulan bilgiler değişik kaynaklardan derlenmiştir : Bu bilgi kaynakları şunlardır: görgü tanıkların yazdığı raporlar, köyde oturanlarla yapılmış olan görüşmeler, Arshag Alboyadjian'ın 1937'de yazdığı Badmootiun Hye Gesaria adlı kitabı, ayrıca kaynağı açıklanmış, başka metinler. Bunların dışında bu siteyi görerek dünyanın dörtbir yanından bana değerli bilgiler yollamış olan herkese minnettarım.

 

 

BAŞLANIÇ VE GELİŞİM

Efkere Türkiye'de, yaklaşık olarak Kayseri'nin (Gesaria) 18 kilometre kuzeydoğusunda, 38.78o enleminde ve 35.67o boylamında (38o46'60 Kuzey, 35o40'0 Doğu), denizden 1314 metre yükseklikte bulunmaktaydı. Bu bölge şimdilerde Kasyseri'de, Koca Sinan'a bağlı Gesi'de Bahçeli adıyla bilinmektedir.

Efkere'nin kökenleri hakkındaki bilgiler kesin değildir. Surp Garabed Manastırının 12. yüzyılın sonuna kadar bu köyde olduğu bilinmektedir ve bazı Ermeniler bu manastırın 1. yüzyılda Aziz Thaddeus tarafından kurulduğunu iddia etmektedir. Başkalarıysa bu köyün 4. yüzyılın başlarında Caesarea'dan Ermenistan'a doğru seyahat ederken, burada dinlendiği söylenen, Aziz Nur Saçan Gregory tarafından kurulduğuna inanmaktadır.

Efkere adının kökenleri de kesin değildir. Belki Grekçe bir sözcük olan ve "kutsal yer" ya da "kutsallık" anlamına gelen Yevkaria, kelimesinden geliyor olabilir. Vaftizci Yahya peygamberin cesedinden kalan kemiklerin Surp Garabed Manastırın'da korunduğuna inanılıyordu, bu yüzden burasının "kutsal yer" olduğuna inanılıyordu.

Efkere adı Ermenice'de "nefes nefese kalmak" anlamına gelen hevk arav, sözcüğünden kaynaklanıyor olabilir. Aziz Nur Saçan Gregory'nin Vaftizci Yahya peygamberin kemiklerini taşıması ve onun Caesarea'dan Ermenistan'a doğru yolculuk ederken yorgun düşerek bu bölgede dinlenmesi geleneksel bir inanıştır. Aziz Nur Saçan Gregory dik tepeleri aşarak bu köye varınca "nefes nefese kalmış" olabilir, hevk arav.

Bu köy sayısız isim almış, örneğin: Efkereh, Evkereh, Evkere, Hevkere, Hefkarah, Evgere, Yevkara, Yebgara, ve Evkar, fakat 20. yüzyılın başlangıcında, Türk ve Ermeni kaynaklarında yaygın olarak Efkere adıyla anılmış gibi görünmektedir.

Oldukça küçük olan köyün nüfus yoğunluğunun çoğunluğunu, Türkler'in bir süre burada bulunmuş olmasına rağmen, tarihi boyunca Ermeniler oluşturmuştur. 1618'de, Simeon Lehatsi "Aziz Garabed'in önündeki büyük köyde" Ermeniler'e ait 300 hane olduğunu kaydetmektedir.Bu rakam yıllar geçtikçe çok fazla artmadı. Yaklaşık 300 yıl sonra 1914'te, Bishop Drtad Balian, burada 500 Ermeni hanesi ve 50 Türk hanesi olduğunu kaydetmiştir.

1831 Osmanlı nüfus sayımına göre, Efkere beş ayrı mahalleden oluşmaktaydı: Çavdarlı (Ermeni mahallesi), Demirci (Ermeni mahallesi), Han (Ermeni mahallesi), Kuzey (Ermeni mahallesi) ve Çeşme (Türk mahallesi)Kayıtlarda bulunan semt sakinlerinin kısmi listesi için buraya tıklayınız.

Fiziki Özellikler

Efkere köyü içinden geçen Darsiakh Suyu deresi tarafından doğu ve batı olmak üzere iki kısma bölünmüştü. Köyün batı kısmı manastıra hemen hemen bitişikti. Manastırın bulunduğu tepenin kuzey köşesinden beş dakika yürüyen biri Efkere'nin Batı bölümünde bulunan ilk sokağa ulaşabilir.

Alboyadjian, 1937'de yazdığı "Hye Gesaria" adlı kitabında şu şekilde tasvir ediyor:

(Efkere'nin batı böümünde) ilk sokakta yürürken çevrenize gözgezdirirseniz büyüleyici bir manzarayla karşılaşırsınız... Bir dere, yükselen vadinin içinden yavaş yavaş güneye doğru akar ve tatlı tatlı şırıldayarak derenin kıyısında dizilmiş koruları serinletir... [Efkere'nin] taş evleri bir Ermeni köyünün zarifliğine sahiptirler ve her iki taraftan öylesine sık yükselirlerki aşağı sokaktaki evlerin damları üst sokaktaki evlerin avlusu olmuştur. Doğu tepesinin sol tarafındaki sokaklarının ortasında, büyüleyici kubbesiyle methedilen muhteşem bir kilise vardır--gerçektende olağan üstü bir görünüşü vardır. Yanında küçük bir okulu vardır bu yüksek köyün. Efkere'nin yamaçlı bölgeleri... burayı ziyaret eden her ziyaretçinin kalbini hakkıyla hoşnut edebilir. Buraların sakinleri yaklaşık beş yüz haneden oluşan Ermeniler'dir. Bu tarafta, kuzeye doğru, vadinin hafifçe geniş bir bölümünde elli aileden oluşan Türk bölgesi bulunmaktadır.

Dzotzikian'ın Batı Ermenistan (Western Armenia) (Leylekian Yayınevi, 1947) adlı eserine göre "Efkere'nin evleri taştan yapılmıştır. Bunlar oldukça büyük, dayanıklı ve çok katlıdırlar."

Darsiakh Suyu bütün köyün başlıca su kaynağıydı. Efkere'de bu dere üzerine iki su değirmeni kurulmuştu ve suyun birazı köyün kuzeybatısında bulunan bir göle doğru çeviriliyordu.Bu göl kendi kendine tekrar dolmazdı, Efkere'de yaşayanlar Darsiakh Suyu'ndan faydalanarak, yaz boyunca hergün bu gölü doldurmak için çalışırlardı. Bu göle ya da gölcüğe Haft Türkçe ise Efkere Göleti denmekteydi. Efkere'nin bütün bahçe ve ekinleri yaz boyunca bu gölden sağlanan suyla sulanırdı.

Bu gölün yanında Bar Galer yani Halk Oyunu Sahası denen açık bir alan vardı. Köy halkı, Paskalya kutlamaları gibi özel günlerde burada toplanırdı, müzik aletlerini çalar ve dans ederlerdi; bu yerin ismi de buradan kaynaklanmaktaydı.

 

     

 

Efkere'nin doğusuna ait olan iki fotoğraf 1915'ten öncesine aittir Her ikisinde de Surp Stepanos Kilisesi kubbeli yapısıyla köy merkezinin yanındadır. İlk fotograf Efkere'nin batısından çekilmiştir, güneybatı platosunda, Surp Elia Kilisesi'nin yakınlarında. İkinci fotoğrafta Efkere'nin batısından çekilmiştir, fakat perspektif yaklaşık 90 derece değiştirelerek çekilmiştir, bu fotoğraf Surp Stepanos Kilisesi'ne bakmaktadır.

 

 

 
  İbadet Yerleri

Ayrıca Batı Efkere'de, Aziz Garabed Manastırı'nda(Surp Garabed Vank)iki küçük kilise bulunmaktadır. 17. yüzyılın sonlarına doğru gelindiğinde, Doğu Efkere'de 3 Ermeni kilisesi bulunmaktaydı:

  • Surp Stepanos
  • Surp Sarkis
  • Surp Kevork

Bu üç kilise Katip Simeon tarafından 1683'ten kalan bir nüshada listelenmiştir.

Surp Stepanos Kilisesi köyün başlıca kilisesi olarak görülmüştür. Surp Stepanos birkaç kere onarım ve tadilattan geçmiş, en son şekline 1871 tarihinde kavuşmuştur.Arshak Alboyajian burayla ilgili olarak 1937'de şunları kaydetmiş " bir haç şeklindeki kilisesi, çan kulesi, yüksek kemerleriyle ve çatısıyla görkemli ve aydınlıktır."

Surp Stepanos'un mimarının kim olduğu bilinmemektedir, ama iç dekorasyon öğeleri İstanbul'da bulunan ve 1838'de, Garabed Armira Balian tarafından yapılan, Azize Meryem Ermeni Kilisesi'ne şaşırtıcı bir şekilde benzemektedir. Çok-haçlı dizayn edilmiş yarı kubbesi, bingilerindeki oval çerçevelere çizilmiş dört yağlı boya resimle ve iç merkezinde bulunan kolonlarla bu iki kilise arasındaki yakın benzerlik kendini göstermektedir. Azize Meryem Kilisesi'ni incelerseniz Surp Stepanos Kilisesi'nin ne kadar güzel olduğunu hissedebilirsiniz.

 

 

1913'lü yıllarda Surp Stepanos Kilisesi'nin İç ve Dış görünümü

 

 

Surp Kevork (Aziz George) Kilisesi, Surp Stepanos'un kuzeybatısına bir dakikalık uzaklıkta bulunmaktadır. Burada kayanın içine inşaa edilmiş oldukça küçük bir kilise vardı. Burada, senede birkez, Surp Kevork gününde Kutsal Tapınma töreni düzenlenirdi. Surp Stepanos'tan çıkıp sağa doğru ilerlerken, eskiden bu küçük kiliseye giden bir kapının aşağıdaki vadiye inen merdivenin üst tarafında olduğu söylenmektedir. Alboyajian'a göre, bu "bölmeleri olan küçük bir baraka gibiydi. . . Dört tahtadan haç, üç tablo ve bir masa vardı. . . Her hafta, erkekler ve kadınlar oraya kutsal ziyarete giderlerdi." 1718'de hazırlanmış bir yıllıkta bu küçük kiliseden bahsedilmektedir, ve daha önce buranın sakini olan birisiyle yaptığım bir görüşmede bu kilisenin 1920'li yıllarda var olduğunu yalnız kullanılmamakta olduğunu kaydetti. Her türlü bilgi veya fotoğraflarla destek olursanız minnettar olurum.

Surp Stepanos'un güneydoğusunda bulununan bir başka kilise de Aziz Sarkis kilisesidir, muhtemelen bu da kayanın içine inşaa edilmiş. Alboyajian'a göre "küçük bir masa, iki tablo ve dört tahtadan haç" vardı. Bunun dışında başka bilgi elimizde mevcut değildir.

1718'de hazırlanmış bir yıllıkta iki kiliseden daha bahsedilmektedir--Aziz Merecherios ve Aziz Theodore--başka bilgi elimizde mevcut değildir.

Efkere'de ayakta kalan bir yapı var ki bu Surp Kevork Kilisesinin harabeleri olabilir. Bir zamanlar köydeki kilise olan Surp Stepanos'in aşağı yukarı 20 metre kuzeybatısında bulunan bina köyün şimdiki sakinleri tarafından şapel (küçük kilise) olarak tarif edilmektedir (sağdaki fotoğrafta). Köyün bazı yaşlı Türk sakinleri 2002'de yapılan ropörtajda dinsel törenlerin bu binada Ermeni'ler tarafından düzenlendiğini hatırlıyorlar. Bu mekan hem Alboyajian tarif ettiği hem de köyün yerli yaşlı Ermeni'lerinden edindiğim bilgilere göre daha doğru. Bu binanın ayrıyetten incelenmelirdir. İlk iki fotoğraf S. Burhanettin Akbaş'a ait. Sayın Akbaş fotoğrafları vermek lütfunda bulundu. Üçüncü fotoğraf sanırım 2002 yılına ait ve Alboyajian'nın belirttiği gibi yapının dağın içine gömüldüğünü göstermektedir. Küçük kilise, sol taraftaki büyük kemeri olan yapı değil belki de yalnız yeraltında bulunan sağdaki binaydı. Üstteki eski fotoğraflarından biri olan son fotoğrafta söz konusu alan yeşil bir kutu içine alınmıştır.

 

Ayrıca köyün güneybatısında Surp Elia denilen açık bir alan vardı. Bu, Aziz İlyas'ı kutlayan Pazar gününde Kutsal Tapınma töreni için Ermeniler'in toplandığı çatısız bir küçük kiliseydi. Bu "kutsal ziyaret yeri ... köyün güney batısında, küçük bir platonun kenarında bulunuyor; köyün hepsi oradan görülüyordu. Sıradan kayalarla çevrili . . . dört küçük ana duvar 2 veya 3 arşın yüksekliğinde olup küp şeklinde taşlardan yapılmış, üstü açıktır; . . küçük kilisenin genişliği yaklaşık 3 arşın ve eni 5 arşındır.. . .Efkeretsis'in eski geleneğine göre köylülerin hepsi, fakir ve zengin, Aziz Elia'nın Pazar gününde gider ve Kutsal Ayin'e katılırlardı. Aynı gün çevredeki köylerden gelen erkekler ve kadınlar da bulunurlardı." Her türlü bilgiyle destek olursanız minnettar olacağımı tekrar belirtmek isterim. Bu sayfada gösterilen ilk fotoğrafta, güneybatıda bulunan küçük plato, fotoğrafın sağ aşağı kısmında görünmektedir. Küçük kilisenin asıl yerinin orada olup olmadığı kesin değildir, ama bu alanın konumu ve üzerinde bulunan yapı, Alboyadjian'ın verdiği tarife uymaktadır.

Son olarak Efkere'de yeri bilinmeyen, Manjisunlu Zeki Ghalfayi tarafından yapılan bir Ermeni Uniate (Katolik) kilisesi de vardı. Onun yeri bilinmemektedir.

 

  Ayrıca, 1915'te Efkere'de azımsanmayacak sayıda, yaklaşık 50 aileden oluşan Müslüman Türk nüfusu bulunmaktaydı. Mayıs 2002'de çekilmiş olan sağdaki fotoğraf, yerel sakinler tarafından eski bir cami olarak tarif edilmektedir. Doğu Efkere'de, Surp Stepanos'un güney batısından yürüyerek iki dakika uzaklıkta bulunmaktadır. Bu konuda başka bilgi verebilirseniz çok minnettar olurum.
 

EĞİTİM KURULUŞLARI

Surp Garabed Manastırın'da verilen dini eğitim dışında, Efkere'nin ilk okulu 1820'de Bavghant Rousinian'ın emri ile kurulmuştu. İlk öğretmeni, manastırda öğrenci olup daha sonra köyde rahip olan Kilise Görevlisi Asdvadzadour idi.

1870'li yıllarda, Haygian Okulu olarak tanınmaktaydı. 1872-1873 eğitim döneminde, 120 erkek öğrencisi vardı.

Daha sonra Surp Stepanos Kilisesi'nin yanında Torkomian-Akabian Okulu adıyla yeni bir okul binası inşa edildi. 1901 yılında 130'ü erkek 40'ı kız toplam 170 öğrenci vardı.

Ne var ki, 19. yüzyılın sonuna gelindiğinde okulun nasıl yönetileceği konusunda Efkere'deki siyasal taraflar arasında okulu olumsuz yönde etkileyen tartışmalara dair olgular mevcuttur. Okul iki ayrı siyasal parti tarafından yönetilen iki ayrı okula bölündü; raporlara göre okullardaki eğitim zarar gördü.

Efkere'de en az 1886 yılından beri bir kız okulu mevcuttu ve bu okul için para toplamak amacıyla 1913'te New York'ta Hefkara Kız Okulu Eğitim Derneği kuruldu.

Ayrıca, Efkere'deki eğitimi etkileyen siyasal anlaşmazlıklara rağmen, 1913 ve 1914'te muhtemelen Surp Stepanos kilisesinin yanında yeni bir okul inşa edildi.

Bunun dışında, bu köyden en az bir kaç erkek çocuk Kayseri'nin güneydoğusunda bulunan Talas kentine gidip Amerikan Erkek Okulu'ndan eğitim almışlardı.

İŞ SAHALARI

20. yüzyılın başlarınıda bu köydeki Ermeniler'in büyük çoğunluğu geçimlerini demircilik yaparak sağlarlardı. Küçük bir kısım tüccar, çiftçi ve bir kısmı da Kayseri ve İstanbul'da döviz alım satımı üzerinde çalışıyorlardı.

Kadınların bir çoğu halı dokumaktaydı.

Hem Efkere'nin hem civar köylerin sakinleri ile ticaretin yapıldığı, yaklaşık 20-30 dükkandan oluşan bir pazar yeri mevcuttu. Bu ticari ortam muhtemelen Doğu Efkere'nin güney tarafında bulunmaktaydı.

EFKERE'NİN ERMENİCE LEHÇESİ

Osmanlı Ermenileri'nin konuşma dili bölgeden bölgeye, sık sık köyden köye bile farklılık göstermekteydi. Belli bir düzeye kadar, Efkere'nin Ermenicesi'nin de kendine has özellikleri vardı.

Aşağıdaki alıntı, Arshak Alboyajian'ın 1937'de yazdığı Badmootiun Hye Gesaria'dan yapılmıştır:

Köyün nüfusu karışıktı ama buna rağmen köylüler ana dillerini korumuşlardı. . . Onların lehçesi, yoğun bir şekilde Türkçe'yle karışmış olup bozukluğa uğramış bir Ermenice'dir. Lehçelerindeki Türkçe kelimelerin çokluğu, köyde Ermeni ve Türkler'in uzun süre birlikte yaşamalarından kaynaklanmış olabilir.

Diğer taraftan, filolog T. Eocheyan "Efkere'nin, Kayseri bölgesinde diğer köylere nazaran daha az yabancı etkisi altında olduğunu, çok fazla yabancı gelenek edinmemiş olan tek köy olduğunu" ve Efkere'nin sakinlerinin "muhafazakar olmasa da her zaman geleneksel kişiler olduğunu" kaydetmiştir (bkz: "Manzumei Efkyar", # 1196, 3 Haziran 1905). Efkere'nin lehçesine gelince, T. Eocheyan şunları yazmıştır: "diğer köylerin lehçeleri ile kıyaslanırsa, Efkere'nin lehçesi daha az değişime uğramış ve daha az etkilenmiştir. Tabi ki kendine has özellikleri ve anormallikleri mevcuttur. Dikkat edilmesi gereken özelliklerden birisi, fiilden sonra geleceğine önceden gelen, gor eki ile bağlantılı olan ga ekidir. Örneğin ga g'ertam (=g'ertam gor), ga g'ulam (=gulam gor), vb. Gelecek zaman, Klasik Ermenice olduğu gibi oluşturulur, örn, yertali em (=bidi yertam), ellali em (=bidi ellem), gali em (=bidi gam). Bu lehçe, bir çok Klasik Ermenice kelime yapıları ve tarzları, aynı zamanda yerel kelimeler ve deyişlere sahip olduğu için bu lehçeyi çalışan her filolog için gerçek bir hazine olmaktadır.

Ne yazık ki, bildiğimiz kadarıyla hiç kimse bu lehçeyi incelememiştir.

 

Efkere Ermeniler'inin konuştuğu dilden, özellikle Birinci Dünya Savaşı döneminden, günümüze ulaşan yazılı örnekler mevcut olduğu için mutluyuz. Bunun büyük bir çoğunluğunu, Türkçe kelimelerin Ermenice harfleriyle yazıldığı Ermeno-Türkçe yazılan mektuplar oluşturmaktadır. Aşağıda, bunlara bir örnek olarak 17 Eylül 1912'de Efkere'den yazılan mektubun bir kısmı verilmektedir.
  Transkripsyon (numaralar yukarıda bulunan orijinal mektubun satır numaralarıdır)

1saniyen bu tarafda bir ufacık kölera savuşturduk allah çok şükür 2taraf taaluk bir kederimiz yok köyden otuz tene kadar telef 3oldular ama acı verecek birinci hancı Artin ağa ikinci xx4xx Serkis Pıçakci tükken konşusu üçüncü Keleşoğlu xx dördüncü 5Güllünün kaynı Nişan gerisi h-koca koltuk ufak defek sekiz 6tene kadar islamdan emniyet yok allah rahmet eylesin* ne hal 7ise allaha çok şükür geçdi* velakin bu hasdalık ne ise hasda 8olmadık adam kalmadı idi* eyle geçdi bu kolera* Evkere havası çok 9yardım etdi* havası kötü ola idi telef çok olur idi* geçdi getdi* 10velakin Garabed, bir pıçak arkası kaldı idi Verkine* gedeyor iyi çok 11şükür allah bize bağışladı* şimdi çök eyidir* Misak her 12vakit sahib oluyor* esgi bildiyin gibi deyil* kucağından bırakmaz 13Misak* ağana yazarık dersek iki eli kanda ise Verkineyi kucağı14na alır* beylece malumınız arz-u xxx

Harutiun Kocayan

Çeviri:

İkinci olarak küçük bir kolera salgını atlattık. Allah'a çok şükür bizimle ilgili kederimiz yok. Köyden yaklaşık 30 kişi öldü ama acı veren [kayıplarımızdan] birincisi hancı Artin Ağa, ikincisi dükkan komşusu bıçakçı Serkis, üçüncüsü Keleşoğlu..., dördüncü, Güllü'nün eniştesi Nişan; gerisi Müslümanlardan sekiz kişi. Emniyet yok. Allah rahmet eylesin. Ne olduysa Allaha çok şükür geçti. Velakin bu hastalıktan dolayı hasta olmadık adam kalmadı. Öyle geçti bu kolera! Efkere'nin havası çok yardım etti. Havası kötü olsaydı can kaybımız çok olurdu. Geçti gitti. Ne var ki Garabed, bir bıçak arkası [gibi çok zayıfladı]. Verkine [az kalsın] gidiyordu, çok şükür Allah [onu] bize bağışladı. Şimdi çok iyi. Misak her zaman [ona] sahip çıkıyor. Eskiden bildiğin gibi değil. Kucağından bırakmaz. Misak, ağana yazarık dersek iki eli kanda olsa Verkine'yi kucağına alır. Böylece durum belirttiğimiz gibidir.

Harutiun Kojaian.

Bu dönemden kalma olup sadece Ermenice ile yazılan mektuplar da mevcuttur; bu nedenle Efkere'de Ermenice'nin mi Turkçe'nin mi daha çok konuşulduğunu ya da belli durumlarda (örn. ticari ilişkilerde, okulda, Ermeniler arasındaki sosyal etkileşimlerde) hangi dilin konuşulduğunu anlamak zordur.

 

 

Dr. Devletian

EFKERE'NİN İLERİ GELENLERİ

S.M. Dzotzikian, Western Armenia (Leylekian Pusblishers, 1947)'da, "Evkere'nin Ermenileri, bir zamanlar, oğullarından birinden dolayı, görkemin merkeziydi. Bu kişi,Batı Ermeni edebiyatının en önemli temsilcilerinden ve 19.yüzyılın kaşiflerinden biri, Efkereli filozof ve Ermeniolog, sosyal bilimcinin adı Nahabed Rousinian'dı. Onun ardından, avukatlar Marcos ve Krikor Kalayjian, Yenovk Armen, Hagop Dep Hagopian, Jekayiblian, Dr. Garabed Miaserian, Balian Levon, Dr. Martiros ve Bedros Kalayjian gibi başka bireyler de ortaya çıkmıştır. Padişah için vekillik yapan Efkereli avukat Haci Stepan Boyajian da bunların arasında yer almaktadır. . . . Efkere'li Ermeniler'in sevilen oğullarından birisi de Gesaria'ya ait bölgelerin hepsinde tanınan ünlü doktor, Khachig Devletian idi.

 

Ana Sayfa Sayfa 1: Efkere'nin Tarihi

 Sayfa 2: Kısaca Surp Stepanos Kilisesi

Sayfa 3: Surp stepanos Kilisesi Dış Görünümü

Sayfa 4: Surp Stepanos Kilisesi--Apsit Sayfa 5: Surp Stepanos Kilisesi--Azizlerin Duvar Resimleri Sayfa 6: Surp Stepanos Kilisesi--İbadethane ve Nef Page 7: Surp Stepanos Kilisesi--Köşetaşı

Sayfa 8: Surp Garabed Manastırı--Tarihçe

 

Sayfa 9: Surp Garabed Manastırı--Mezun Öğrenciler

 Sayfa 10: Efkere'nin Yakın Geçmişte Çekilen Fotoğrafları

 Sayfa 11: Köye Ait Belgeler