• HISTORY
  • WORSHIP
    • STEPANOS
      • EXTERIOR
      • APSE
      • MURALS
      • SANCTUARY
      • CORNERSTONE
    • MONASTERY
      • STUDENTS
    • OTHER
  • EDUCATION
  • RECENT
  • DOCUMENTS
  • CENSUS
  • GRATITUDE
 

Surp Garabed Manastırı

Bir zamanlar, Efkere'de bulunan Surp Garabed Manastırı (Ermenice'de Vank) Osmanlı İmparatorluğu'nun her yerinde bulunan Ermenilerin kutsal ziyareti için en önemli yerlerden biriydi. Robert Hewson (Armenia: A Historical Atlas, 2001) bunu "Ermeni Kilisesi'nin en zengin, en sık ziyaret edilen ve en kutsal yerlerinden birisi" olarak tasvir etmektedir.

Osmanlı İmparatorluğu'nda Ermeniler için çok önem taşıyan iki tane Surp Garabed Manastırı mevcuttu, diğeri Muş'a yakındı.

Türkçe'de Büyük Efkere Manastırı olarak tanınan bu manıstıra, Ermeniler tarafından kalıntıları burada bulunmakta olduğu söylenen Peygamber Vaftizci Yahya'nın ismi verilmişti. Rivayete göre, Elçi ve Müjdeci Aziz Yuhanna Kudüs'te Peygamber Vaftizci Yahya'nın cesedini bulmuştu ve bu cesedi Efes'e göndermişti. 251 yılında bu kalıntılar Caesarea'ya taşınmıştı ve 301 yılında Nur Saçan Aziz Gregory onları almak için niyazda bulunmuştu. Aziz Gregory bu kalıntıların bir kısmını alarak (sol kolun ve her iki bacağın kemikleri) ve Caesarea'dan Ermenistan'a doğru seyahat ederken bu kalınıtıları kendisiyle birlikte taşıyordu. Manastırın yapıldığı yerde dinlenirken, tepenin yamacında büyük bir haç kurup Efkere'de bu kalıntıların bir kısmını bıraktığı söylenmektedir. Aziz Gregory'nin burada haç kurmasına bir gönderme olarak, Manastırın bulunduğu tepe yamacı Surp Khatç yani Kutsal Haç olarak bilinmektedir. Söz edilen bu kalıntıların bir kısmının da Muş'a yakın olan ve aynı adı taşıyan manıstırda bulunduğu söylenmektedir.

Efkere'de bulunan Surp Garabed Vank'ın tam kuruluş tarihi bilinmemektedir. Yalnız bazı yerliler manastırın dördüncü yüzyılda Nur Saçan Aziz Gregory tarafından değil, birinci yüzyılında Aziz Thadeus tarafından kurulduğuna inanmaktadırlar.

Manıstıra ilk referans, 1206 tarihli bir Ermeni yayınevinin yazısında rastlanmaktadır.

Simeon Lehatsi 1617-1618 yıllarında bu manastırı ziyaret etmiş olmasından, Surp Garabed Vank'ın önemli bir merkez olduğu anlaşılmaktadır:

"Yüksek tepede bulunan ve kubbesi büyük ve görkemli olan Aziz Garabed'in önünde bütün şehir uzanmaktadır. Manastırın önünde büyük ve geniş bir alan vardır. Bütün binalar ve köyler Ermeniler'e ait ve bütün kiliseler ve manastırlar yapılmış ve tamamlanmıştır...Gerçekten de bu hayret verici bir binadır..."

     

Surp Garabed Vank'ın üç fotoğrafı. Soldaki fotoğraf 1915'ten öncesine ait; doğu kısmı yakından gösteren ortadaki fotoğraf yaklaşık 1903'e aittir. Sağdaki fotoğraf 1915'ten önce manastırın merkezi avlusunu göstermektedir.

Sayın H.F. Tozer 19. yüzyılın sonunda Anadolu'nun bu bölgesine seyahat etmişti ve Turkish Armenia (Longmans Green and Co., London, 1881) adlı eserinde aşağıdaki tasviri yazmaktadır:

Giriş kapısı binanın ön cephesinin ortasında, aşağıdaki dik yamaçlara bakan bir terasta bulunmaktadır. Burada keşişler ve manastırın diğer sakinlerinin bir kaçı bizi karşılamak üzere beklemekteydi, çünkü zaptiyelerimizden birisi at ile önümüzden gidip gelmekte olduğumuz haberini onlara iletmişti. Onlar bizi üç duvarında sediri olan, muhteşem bir manzaraya sahip büyük, aydınlık ve ön tarafının tamamını kaplayan bir pencereye sahip olan misafir odasına getirdiler...Ermenistan'da bu manastırın Ermeni Kilisesi'nin manastır kuruluşları arasında belki üçüncü sırada olduğunu, ilk ikisinin Rus Ermenistanı'nda bulunan Etchmiadzin ve Kudüs'teki olduğunu duymuştuk...

Ay doğduktan sonra, pencelerimizin altındaki ova, üzerinde uzanan gölgeleriyle birlikte çok etkileyiciydi. Gecede, sol elle tutulan ve tahta bir çekiç ile art arda vurularak kullanılan bir semantron sesi duyduk--bunun aracılığıyla, Yunan Kilisesi'nde olduğu gibi, kardeşler duaya çağrılır; ve sabahın erken saatlerinde kiliseden çıkan, aralarında erkek çocuk seslerinin belirgin şekilde fark edildiği monoton sesler duyduk.

 

Yüzyıllar boyunca manastırda çok sayıda düzenlemeler ve eklemeler yapılmıştı, Birinci Dünya Savaşına gelindiğinde çok geniş bir site oluşmuştu. Sitenin kuzey yarısında öğretmen evlerine sahip bir okul binası, yurtlar, bir mutfak ve geniş bir arşive sahip bir kütüphane mevcuttu. Sitenin güney yarısında bir ahır, üç duvar ile çevrelenmiş çok büyük bir avlu ve kutsal yere seyahat edenler için 93 oda vardı.

Manastıra yan taraftan girince, bir kaç basamak çıktıktan sonra açık bir alana ulaşılırdı. Buradan, Kutsal Baş Melek Kilisesi'ne girmek mümkündü. Bu güzel ibadet yerinin duvarları, yerden 3 metreye yüksekliğe kadar, Kütahya'dan gelen fayans ile kaplıydı. Bu fayansın üstünde yaldızlı çerçeveli tablolardan oluşan iki sıra bulunmaktaydı.

Manastırın içinde daha çok önem taşıyan, iki kiliseden daha eskisi olan Surp Garabed Kilisesi bulunmaktaydı. Burada Peygamber Vaftizci Yahya'nın cesedinin kalıntılarını içeren türbe bulunmaktaydı. Türbeye, sedef kakmalı iki kapı ile giriliyordu.

 

Peygamber Vaftizci Yahya'nın türbesine giren kapılar, solda, ve azizin turbe sunağı, sağda.

Manastır genelde köylülerin gelip dua etmeleri için her gün açıktı.

Ayrıca, manastırın önündeki geniş alanlar, Efkereli Ermeniler'in yanı sıra çevredeki bölgelerin bir çoğu için de önemli bir soysal toplantı yeriydi. Fenesse, Türkiye'nin yerlisi olan Aleksan Krikrian, Efkere'den yaklaşık 65 kilometre uzaklıkta bulunan kendi köyünde yaşayan Ermeniler için bu manıstırın taşıdığı önemi şöyle anlatmıştı:

"Evereg-Fenesse için Efkere'de bulunan Soorp Garabed Manastırı...çok sayılan kutsal bir yerdi. Bu kutsal yere ziyaretimiz, [Hz. İsa'nın] Görünümünün Değişmesi ile bağlantılı olarak organize ediliyordu. Çok sayıda Ermeni ziyaretçi her yerden oraya dua etmek, sevinmek veya güzel bir tatil yapmak için gelirlerdi. Manastırın odaları misafirlere açılırdı...İnsanlar manastıra bağış verirlerdi ve herkesin kendi olanağına göre 'madagh' için para verirdi. Ant içmiş veya yemin etmiş olanlar ayrıca gümüş eşya gibi hediyeler getirirdi. 'Madagh,' Kutsal Tapınma ve çeşitli ayinler yapılırdı. Soorp Garabed'in mezarı üzerinde mum yakılırdı ve topal, kör ve sakat insanlar, başka çeşit hastalıklara yakalanmış olanlarla birlikte, mucizevi şifaya kavuşmak umuduyla, yeri öperlerdi. Ancak Soorp Garabed Manastırı'nı ziyaret ettikten sonra çocuk sahibi olan kadınlar, oradaki azize borçlu kalmamak için çocuklarını oraya götürüp onları azizden 'satın' alırlardı. Kutsal Tapınma töreninden sonra bir ziyafet hazırlanırdı ve manastırın içi bir panayır meydanına benzerdi."32³²

Yeghiazarian manastırın binalarını şu şekilde tarif eder:

Kemerli gezi yeri, arenaya benzeyen sokakları ve özellikle yeni yapılmış okulunun görüntüsü yüreğinizi çoşku ile doldurur. Yaklaşırken, asırlar boyunca ayakta duran setini, üzerinde kartal yuvaları gibi dizilmiş ziyaretçi odaları ile keşişler ve baş rahibin evlerini fark edersiniz- o zamana kadar büyülenmişsinizdir bile...[Manastırın konumunun] güzelliğinin tamamını anlayabilmek için, surların kemerli gezi yerine çıkmalısınız. Sıcak dönemlerde, manastır ve yakınındaki köyler hasat zamanı içindeyken, mevsimin harika yeşillikleri içine sarılmış, neredeyse tam bir daire oluşturan bir alan önünüze serilir; kışın da tek tük ayak izleri ve düzensiz izler ile hafiften çizilmiş ince bir kar tabakası ile kaplanmıştır...Solda, güneyde duran yakın tepelerin oluşturduğu köşede, üzerinde merdiven gibi tırmanan bir yol ve dik uçurumlar var. Neşeli manastır ziyaretçileri bu yoldan geçerek dolaşır; tepelerde ise manastırın keçilerinin dolaştığı patikalar görünür...

Ermeniler Anadolu'nun her yerinden bu manastıra kutsal ziyarette bulunurlardı. Yaz aylarında çevredeki köylerden ve Kayseri'den gelen bir çok aile manastırın çevresinde kalırdı. Ziyafet günlerinde sayıları binlere ulaşan kutsal ziyaretçiler için 93 oda mevcuttu.

Çevresinde 1750'den önce yapılmış bir okul bulunduğu için, Surp Garabed'in ayrıca eğitim konusunda da önemli bir yeri vardı.

1887 yılında Piskopos Dertad Balian (sağdaki fotoğrafta) Kayseri'ye başpiskopos atandı ve kısa bir süre sonra manastırda bir lise kurdu. Bu okul Mayıs 1888'de 16 öğrenci ile açıldı. Bu okul 1915 yılına kadar faaliyet gösterdi. Bazıları alttaki fotoğrafta görülen toplam 215 öğrenci bu okuldan mezun oldu.

 

Questions or Comments? Email Dr. Jonathan Varjabedian.